Skip links

Sinüs KistiAmeliyatı

Kist denildiği zaman ince bir duvarla çevrili içi genellikle sıvı ile dolu yapılar anlaşılır. Benzetmek gerekirse, içine su doldurulmuş balon benzeri yapılardır. Vücudun karaciğer, böbrek, pankras, meme, diş kökü, ağız, dudak, boyun vb. birçok yerinde görülebilirler. Sinüsler de bu yapılar arasındadır. Sinüsler hakkında ayrıntılı bilgi almak için sitemizdeki (www.onurcelik.com) “Sinüzit’’ başlıklı yazı okunabilir. Sinüslerdeki bu kistler salgı bezlerinin ağızlarının tıkanması ve salgının bu tıkanıklığın gerisinde birikmesi sonucu oluşmaktadırlar. Bu nedenle “geride birikmeye bağlı’’ anlamında retansiyon kisti adıyla anılmaktadırlar. Retansiyon kistleri sık görülürler. Sinüs dışı herhangi bir nedenle bilgisayarlı tomografi çektiren insanların yaklaşık üçte birinde bu kistler tesadüfen saptanmaktadır. Sinüslerde kiste benzer yapıda olan mukosel denilen başka bir hastalık tablosu daha vardır. Retansiyon kistlerine göre daha seyrek görülen ve etraf yapılarda daha ciddi tahribat yapan mukoseller retansiyon kistlerinden farklı oluşumlardır. Bazen doktorlar tarafından bile birbirlerinden ayırt edilmeleri zordur. Mukosel de yapı olarak kiste benzemekle birlikte tahribat ve sorun yaratma potansiyelleri yüksek olduğu için izlem gibi bir seçenek uygun olmaz; mutlaka cerrahi gerekir.
Retansiyon kistleri genellikle zararsızdırlar. Uzun süre hiçbir yakınmaya neden olmadan sessiz kalırlar. Ancak yeterince büyüyüp etraf dokulara basınç yaptıklarında o yapılarla ilgili yakınmalara yol açarlar. Kistler en sık maksiller sinüslerde gelişirler. Bu sinüsler en büyük sinüsler olduğu için gelişen kistler sinüs boşluğunda geniş bir büyüme alanı bulurlar (Şekil 1). Dolayısıyla çok uzun süre yakınmaya neden olmazlar. Çoğunlukla başka nedenlerle çekilen filmlerde rastlantısal olarak saptanmış olurlar. Yakınmaya neden olduklarında en sık sinüz ağzını daraltma veya tıkamaya bağlı müzmin (kronik) sinüzitle ilgili belirtiler görülür (Bakınız sitemizdeki [www.onurcelik.com] ‘’Sinüzit’’ başlıklı yazı). Bunun dışında yüzde dolgunluk hissi; baş, diş, göz, yüz ağrısı, geniz akıntısı gibi yakınmalar görülebilir. Kistler sinüs dediğimiz kemik boşluklar içinde gelişmiş oldukları için klasik muayene yöntemleri ile tanınmaları mümkün değildir. Radyolojik olarak veya bir nedenle sinüs içine (buruna değil) endoskop ile bakıldığında görülebilirler (Şekil 1).
Tanı konulduklarında genellikle tedaviye gerek olmaz ve uzun aralarla izlemek uygun bir yaklaşım olur. Ancak bu bölgede gereken bir başka cerrahi girişim söz konusu ise kistin de çıkarılması uygun olacaktır.


Şekil 1. Burnun iki tarafında, elmacık kemiklerinin aşağısında yer almış olan maksiller sinüslerin içinde retansiyon kistleri görece sık rastlanmaktadır. Solda ameliyat sırasında endoskopla kistin görünüşü, sağda ise bilgisayarlı tomografide kistin görünüşü.

Kistlerin ilaçla tedavisi söz konusu değildir. İlaç tedavisi ancak kist sinüs enfeksiyonuna (sinüzit) neden olmuş ise bu enfeksiyonu tedavi etmek için uygulanabilir. Tedavi cerrahi olarak kistin çıkarılmasından ibarettir. Kist kemik boşluklarda olduğu için bu boşluğun içine girilerek çıkarılması gerekir. Başlıca iki teknik kullanılır. Birincisi klasik cerrahi yöntemdir. Her türlü ve sinüsün neresinde yerleşmiş olursa olsun her türlü kistin çıkarılmasına olanak sağlayan bir tekniktir. Burada yanağın iç kısmında, diş etinin yukarısında bir kesi yapılır. Bu kesi elbette dışardan bakışta görünebilen bir kesi değildir. Sinüsün kemik ön duvarında bir pencere açılır ve sinüsün içine girilir. Kist direkt bakış altında uygun cerrahi aletler kullanılarak tamamen çıkarılır. Sonra katlar usulüne uygun kapatılarak ameliyat sonlandırılır. Kullanılan dikişler kendiliğinden eriyen dikişler olduğu için ayrıca dikiş almaya gerek olmaz. Ameliyattan sonra yanak bölgesinde şişlik olur. Bu şişliğin daha az olması için ameliyat sonrasında ilk 24 saat boyunca aralıklarla yanak bölgesine buzlu torba ile soğuk uygulanır. Birkaç gün sıvı-yumuşak ve sıcak olmayan yiyecekler yenilir. Sonradan normal beslenmeye geçilir. Yanaktaki şişlik 1-2 hafta içinde tamamen geçer.

İkinci teknik ise endoskopik yöntemdir. Endoskopik sinüs ameliyatındaki gibi bir sistem ile bu ameliyat uygulanır (Bakınız sitemizdeki [www.onurcelik.com] ‘’Endoskopik Sinüs Ameliyatı’’ başlıklı yazı). Endoskop denilen ışıklı optik alet burun içine sokulur ve buradan sinüsün iç-yan duvarında (bu duvar aynı zamanda burun boşluğunun dış-yan duvarıdır) bir pencere açılır. Buradan sinüs içine bakılarak kist görülür. Açılan bu pencereden özel aletler yardımıyla sinüs içine girilerek kist çıkartılır. Endoskopik bakışla kistlerin bir kısmı görüntülenebilse de tam olarak çıkartılabilmesi mümkün olmayabilir. Bu durum endoskopik tekniğin en önemli dezavantajıdır. İkinci dezavantajı ise, sinüse açılan pencere sinüsün işlevleri (görevleri) bakımından daha kritik bir bölge olan sinüsün iç-yan duvarında oluşturulmaktadır. Sinüs işlevleri normal olan bir hastada bu işleme bağlı daha sonra sinüs işlevlerinde bozulmalar görülebilmesi mümkün olabilir. Endoskopik yöntemin klasik cerrahi ile kıyaslandığında bazı avantajları da vardır. Ağızda bir kesi yapılmasına, dikiş atılmasına gerek olmaması, ameliyat sonrasında yanakta şişlik oluşmaması ve ameliyat sonrasında beslenme ile ilgili hiçbir özel önlem alınmasına gerek olmaması bu avantajlar arasındadır. Endoskopik ameliyattan sonra bazı hastalarda 1-2 gün süreyle buruna tampon konulması gerekebilmektedir.